İnTeRNeT TeKNoNoJi KuRuMLaRı FoRMu
Merhaba arakadaşlar iletişim için
lütfen üye olunuz

İnTeRNeT TeKNoNoJi KuRuMLaRı FoRMu

..::Bir Forum Olmakla --261-- SeRuVeNCiNiN meKaNıYıZ::..
 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
!!..WeBMaSTeR..!!
!!..WeBMaSTeR..!!
avatar
Erkek
Yaş :
Kayıt tarihi : 30/05/08
Mesaj Sayısı : 443
Bulunduğunuz İl : diyarbakır
Meslek/Hobi : web tasarim
Tuttuğunuz Takım : umut spor

MesajKonu: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mayıs 30th 2008, 18:19

PEYGAMBERIMIZIN ECDAD-I ALISI (Dedeleri):



Peygamberimiz’in kendisinden itibaren,Hz.Ismail’in sulalesinden olan Adnan’a kadar baba sulalesi soyledir:

Hz.Muhammed(s.a.v),Abdullah, Abdulmuttalib, Hasim, Abdimenaf, Kusayy, Kilab, Murre, Kaab, Luey, Gaalib, Fihr, Malik, Nadr, Kinane, Huzeyme, Mudrike, Ilyas, Mudar, Nizar, Meaad, Adnan.



Peygamberimizin anne cihetinden sulalesi:

Hz. Muhammed(s.a.v), Amine, Vehb, Abdimenaf, Zuhre, Kilab.



Peygamberlerin her hususta en üstün,en büyük olanı sübhesiz bizim Peygamerimiz Hz.Muhammed Mustafa(s.a.v)’dir.Peygamberimizden evvel gönderilen peygamberlerden çoĝu,belli bir topluluĝa, bir şehir veya köy halkına gönderilmiştir.Peygamber Efendimiz ise bütün insanlıĝa, bütün mahlukata yani , onsekiz bin alemin bütününe rahmet olarak gönderilmistir.Onun insanlıĝa nasıl ve ne büyük bir rahmet olduĝunu anlamak icin, dünyaya gelmezden evvelki insanlıĝın haline bir bakmak lazımdır.



Bilindiĝi gibi, Fahr-i Alem Efendimizin teşrifinden önce bütün dünyada her bakımdan kötülüklerin ve karışıklıkların hüküm sürdüĝü bir fetret devri mevcuttu. O günün insanları her türlü bid’at ve sapıklık içinde adeta yüzüyordu. Insanlik, hak, adalet ve medeniyetten uzak, korkunç bir vahşetin girdabina gömülmüştü. Fuhuş ve eşkiyalık, her türlü zulüm ve zorbalık almış yürümüştü.öyle ki, kimin, kime gücü yetiyorsa o, diĝerinin malına, canına,ırzına tecavüz ediyor, elinde nesi varsa alıyordu.Hatta bir kısım insanlar hurafe ve batıl inançlarla hareket ederek kendi kız çocuklarını çukurlara gömüyor, öldürüyorlardı.Vahset ve haksızlıĝa öylesine dalmışlardı ki; bir kadını birkaç erkek ortaklaşa alabiliyordu.Ayrıca kadının cemiyette hic deĝeri yoktu.Para ile alınıp satılabilen basit bir eşya muamelesi görüyordu.Insanlar, birbirlerine diş bileyen düşman gruplar halinde kabilelere ayrılmıs, kabileler arasında kan davaları almış yürümüstü.Insanlıĝın bu halını şair Mehmed Akif şu mısrada en güzel tasvir ediyor:

“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşi yerdi”



Işte böyle bir devirde Resul-i ekrem Efendimiz(s.a.v) Mekke-İ Mukerreme’de, Miladin 571’inci senesi Rebiülevvel ayının 12’inci gecesi sabaha karşı dünyayı şereflendirdiler.



Peygamberlik silsilesinin son halkası olan Peygamberimizin, kırk yaşına girip daha kendisine nubuvvet ve seriat verilmezden evvel bile, elinde bir cok harikalar zuhur etmisti. “Emrolunduĝu gibi dosdoĝru ol” ilahi emirine tam manasiyla uydugu için, hayatının her kademeside sadakat ve doĝrulugun canlı bir örneĝi olmuştur.



O her türlü riya ve yalandan uzaktı. Devrinde kimse kimseye itima edemez ve güvenemezken, herkes ona inaniyor, ona itimat ediyor, ihtilafa düştükleri meselelerde onun hakemligine ve hükmüne razı oluyorlardı. Onu inkar eden duşmanları bile, onun sadakat ve doĝruluĝunu, yalan ve riyadan uzak olduĝunü itiraf ederlerdi. Onda gürdükleri eşsis ahlak ve yüksek seciyeyi takdir eder, ona “Muhammedu’l- Emin” (Emniyetli Muhammed) derlerdi. İşte, alemlere rahmet Efendimiz, cihanın böylesine zulmetle dolu olduĝu bir devirde gelmiş, batıl inancları kaldırmış, iman ve islam nuru bile alemi karanlıktan kurtarmış, insanliĝa dünya ve ahiret saadetinin anahtarlarını vererek, hakiki medeniyet yolunu göstermiştir. Bugün, islam tarihini tarafsız şekilde tetkik eden bir çok mustesrik (dogu bilimcisi gayri müslim) bile, peygaberimizin yüksek mertebesini, guzel ahlakını ve insanlık için gerçekten rahmet ve en büyük kurtarıcı olduĝunu kabül etmeye mecbur kalmış, ona hayranlık duymaktan kendilerini alamamışlardır.

Muhammed Esad tarafından tercüme edilen bir eserde meşhur ingiliz filozofu T. Karlayl şöyle diyor. “Hazret-i Muhammed (s.a.v.) riyadan tamamen uzak olduĝundan onu severim… Hazret- i Muhammed’i tartacak, beşerde bir terazide yoktur. O, tartılmayacak kadar aĝır ve büyüktür”.

İnsaf sahibi gayr-i müslimler, peygamberimize bu derece hayranlık duyar alaka ve muhabbet gösterirse onun ümmeti olan bizleri, ona nasıl sevgi ve hürmetle baĝlanmamız gerektiĝini düşünmek lazımdır. Buarada şunu da ilave edelim ki, Peygamberimiz dunyayı şereflendirdikten sonra, daha önce gelimiş Peygamberlerin tasarrufları ve getirdikleri şeriatların hükmü kalmamıştır. Hakkaniyet ve hükümranlık sadece bizim Peygamberimize aittir. Onun içindir ki, Peygamberimiz bir ara Hazret- i Ömer’in elinde mensuh Tevrat sahifilerini görünce ona adeta çıkışarak: “Siz de Yahudi ve Hiristiyanlar gibi bana verilen nubuvetten, bana indirilen Kur’an dan suphe ve tereddüt mü ediyorsunuz ? Vallahi, Tevrat kendine indirilen Musa Peygamber(su anda) hayatta olsa idi, bana tabi olmaktan başka hic bir kudreti olmazdı.” Buyurarak bu gerçeĝi ifade etmiştir.

Binaenaleyn batil dinler ve bilhassa kesif hırıstiyanlık propagandasına raĝmen, iyi bilinmelidir- ki, devrimizde ne İnci’lin, ne Tevrat’ın hükmü vardır. Asrımızda ve Kıyamete kadar tasarruf ve hükümranlık, ancak bizim Peygamberimiz Muhammed Mustafa(s.a.v.)’ya aittir.



PEYGAMBERİMİZİ İYİ TANIYALIM



Gerek dünyada ve ahirette şerefli, faziletli ve iyi insan olabilmek; alemlere rahmet olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa’y(s.a.v.) iyi tanımak ve ona hakiki ümmet olmakla mümkündür. Bir insan peygamberimizi bilmedikten, tanımadıktan, sevmedikten sonra hiçbir şeyle şerefli ve faziletli olamaz.

Peygamberimizin adı Muhammed (s.a.v), babasının adı Abdullah, annensinin adı Amine’dir. Ana rahminde yedi aylık iken babası vefat etmiştir. Miladi 571senesi Nisan ayının yirminci gecesine tesadüf eden, Rebiulevvel ayının onikinci (Pazartesi) gecesi sabaha karşı Mekke’de doĝmuştur. Onda gözüken peygamberlik nuru, bakan gözleri kamaştırıyordu.

Dört yaşına kadar süt annesi Halime’nin yanında kaldı. Sonra ailesine teslim edildi. Altı yaşında iken annesi Amine vefat etti. Dedesi Abdıü’l-Müttalib onu yanına aldı. Fakat annesinden iki sene sonra, sekiz yaşında iken de dedesi vefat etti. Bu defa da amcası Ebu Talib’in yanında kaldı.

Peygamberimizin çocukluk ve gençlik zamanları, bekarlık-evlilik devirleri, hasılı bütün hayatı hiç bir insana nasip olmayan fazilet ve kemalat ile geçmiştir.

Yirmibeş yaşında Haticetü’l-Kübra validemiz ile evlendi. Hic bir zaman putlara tapmadı. Çocukluĝundan beri onları hiç sevmezdi. Hazret-i İbrahim aleyhisselam’ın din-i üzere Allah’a ibadet ederdi. Zaman zaman Mekke-ı Mükerremede bulunan Hira daĝına gider, Allah’ın kudret ve büyüklüĝünü düşünürdü. Allah’in kendisine tâ ezelde ihsan ettiĝi aşk ile muhabbet denizine açılır, kalbinde yanan tevhid nurunun pırıltıları içinde Allah’cc ı zikrederdi.

Peygamberimiz yine bir gün, Hira maĝarasında kendisine has lahuti aleme dalmışken, Cebrail aleyhisselam Allah cc’in emri ile ona peygamberlik vazifesini bildirmeye geldi. İnsanliĝın kurtarıcısı, Allah cc ’in sevgilisi Hazret-i Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e:

“-Oku!” dedi. Peygamberimiz:

“-Ne şey okuyayım?” dedi. Cibril-i Emin:

“-Oku!”diye tekrar etti. Hz. Muhammed (s.a.v) ayni cevabı verdi. Bunun üzerine Cibril-i Emin, Peygamberimizi tutup mubarek göĝsünü uç defa sıktı. Böylece Peygamberimize manevi bir ameliyat tatbik edilmiş oldu. Ve Peygamberimiz büyük bir mucize olarak birden okumaya baslayiverdi. Melek üçüncü emri verdi. Ve ilk olarak vahy olunan ayeti okudu. Ayetin yüksek meali şu idi:



“-Seni yoktan var eden, tedricen terbiye edip büyüten, kemale ulaştıran Rabbi’nin ism-i serifi ile oku. O , insanı pıhtılaşmış kandan yarattı. Oku! O çok kerim olan Rabbi’nin hakkı için ki, O, kalemle ta’lim etti; insana bilmediĝini öĝretti.”

Böylece Hazret- i Muhammed (sallallahu alehi vessellem) ‘e Peygamberlik vazifesi verildi. Kur’an-i Kerim, yirmi üç senede tamam oldu. On üç sene insanları Mekke’de Hak yola davet etti. Buyuk mesakkarlar ver izdiraplar cekti. Her seye sabredip Allah’in varlıĝını, birliĝeni yaymaya çalistı. Sonra Medine- i Munevvere’ye hicret etti. On sene orda peygamberlik vazifesini bütün gücü ile yerine getirmeye çalıştı. İnsanlara insanlıĝı öĝretti, medeniyeti belletti. Karanlık gönülleri Islamın nuru ile aydınlattı. Böylece vazifesini tamamladı. Atmış üç yaşında vefaat etti.

Salat sana, selam sana ey Allah’ın Resulü. Seni hakkı ile bilen ve öven alemlerin Rabbi Allah’u Teala’dır. Sen Rahmeten lil’aleminsin. İnsü cinin Peygaberisin. Sen Hatemu’l- Enbiya’sın. Sen “Levlake Levlak, Lema halaktü’l- eflak” hitab-i zzetinin muhatabısın. Sen Muhammed Mustafa’sın (s.a.v.).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İnTeRNeT TeKNoNoJi KuRuMLaRı FoRMu :: _------------۩۞۩๑ DiNi BöLüM ۩۞۩๑-------------_ :: Dini Bilgiler -